Marifet Divanı AkademiMarifet MetinleriProjelerSosyoloji

İLAHİYAT FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİNDE ÖTEKİ ALGISI

Bilge Serra Tavukcu

 

Sosyal gruplar ve bu grupları temsil eden bireyler, farklı zaman ve bağlamlarda çeşitli ötekileştirme süreçlerine maruz kalabilmektedir. Çoğunluktan farklı herhangi bir özelliğe sahip olmak, bireylerin ya da grupların “öteki” olarak konumlandırılmasına zemin hazırlamakta; bu durum ise onların toplumsal aidiyetlerinin sorgulanmasına ve dışlanma deneyimi yaşamalarına neden olabilmektedir. Bu yönüyle “öteki” kavramı, bireyin kendisi dışındaki kişi ya da grupları tanımlamak için kullanılan önemli bir analitik araçtır. Ötekileştirme ise yalnızca farklılıkların anlaşılması değil, aynı zamanda birey ve grupların sosyal ilişkiler içerisinde dışlanmasına yol açan çok boyutlu bir süreç olarak değerlendirilmektedir. Bu çerçevede ötekileştirme olgusunun anlaşılması hem bireysel deneyimlerin hem de toplumsal ilişkilerin çözümlenmesi açısından önemli bir gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu doğrultuda, öteki algısının sosyolojik bir perspektifle ele alınması ve bu algının nasıl inşa edildiğinin ortaya konulması, söz konusu süreçlerin anlaşılmasına önemli katkı sağlamaktadır.

Üniversite kampüsleri, farklı kimliklerin, yaşam tarzlarının ve düşünce biçimlerinin bir arada bulunduğu sosyal alanlar olarak, ötekileştirme süreçlerinin gözlemlenebileceği önemli bağlamlardan birini oluşturmaktadır. Bu çerçevede İlahiyat Fakültesi öğrencilerinin kampüs içerisindeki “öteki” algıları hem bireysel deneyimler hem de toplumsal etkileşimler açısından dikkat çekici bir inceleme alanı sunmaktadır. Bu bağlamda ilahiyat fakültesi öğrencilerinin kampüs içerisindeki “öteki” algılarının, benlik algısı ve dış grup algısı çerçevesinde ele alınması önem arz etmektedir. Öğrencilerin kampüs içindeki sosyal alanları kullanırken karşılaştıkları kaygı ve tereddütler, ötekileştirme deneyimlerinin benlik algıları üzerindeki etkileri ve bu deneyimlerin gündelik yaşam pratiklerine yansımaları, söz konusu sürecin anlaşılmasında belirleyici unsurlar arasında yer almaktadır. Bununla birlikte, öğrencilerin giyim-kuşam tercihleri, farklı görüş, inanç ve ideolojilere yönelik geliştirdikleri tutumlar da “öteki” algısının oluşumunda ve yeniden üretilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu çok katmanlı yapı içerisinde, ötekileştirme deneyimlerinin nasıl ortaya çıktığını ve bireyler tarafından nasıl anlamlandırıldığını incelemek hem bireysel kimlik inşasını hem de sosyal ilişkilerin doğasını anlamak açısından önem taşımaktadır. Bu çalışma kapsamında belirlenen amaçlar doğrultusunda elde edilen bulgular çerçevesinde, ilahiyat fakültesi öğrencilerinin “öteki” algısının mevcut durumu, bu algının sürekliliği ve bireyler üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Ayrıca söz konusu algının nasıl deneyimlendiği ve bu süreçle başa çıkmaya yönelik geliştirilen yaklaşımlar değerlendirilerek, ortaya çıkan sonuçlar kısa ve öz bir biçimde ortaya konulmuştur.

Bu konuyla ilgili literatürde çeşitli tartışmalar yer almakla birlikte, çalışmayı önemli ve özgün kılan temel husus, konunun doğrudan ele alındığı araştırmaların sınırlı sayıda olmasıdır. Literatürde “öteki” algısı, sosyal dışlanma, kimlik inşası ve toplumsal uyum süreçleri çerçevesinde farklı bağlamlarda ele alınmaktadır. Yapılan araştırmaların bir kısmı doğrudan “öteki” algısına odaklanırken, önemli bir bölümü bu kavramı sosyal dışlanma ve aidiyet ilişkileri üzerinden dolaylı biçimde tartışmaktadır. Özellikle eğitim ortamlarında bireylerin farklılıklar üzerinden konumlandırılması, ötekileştirme süreçlerinin oluşumunda belirleyici bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Bu bağlamda yapılan çalışmalar, öğrencilerin kampüs yaşamında sosyalleşme süreçleriyle birlikte zaman zaman dışlanma deneyimleri yaşayabildiğini ortaya koymaktadır. Dinî kimlik ve aidiyetlerin, bireylerin “öteki” olarak algılanmasında etkili olabildiği; bu algının ise erken yaşlardan itibaren çevresel ve eğitsel faktörlerle şekillendiği ifade edilmektedir.[1] Bu durum, ötekileştirme olgusunun yalnızca bireysel değil, aynı zamanda yapısal ve pedagojik boyutları olduğunu göstermektedir. İmam hatip lisesi ve ilahiyat öğrencileri üzerine yapılan çalışmalar ise, ötekileştirme deneyimlerinin kimlik algısı üzerindeki etkilerine dikkat çekmektedir. Bu araştırmalarda, öğrencilerin dışlayıcı tutumlarla karşılaşabildikleri, buna rağmen kimliklerine yönelik aidiyet duygularını sürdürdükleri ve bu süreçte kendilerini kanıtlama eğilimi geliştirdikleri ortaya konulmaktadır.[2] Buna karşılık bazı çalışmalar, bu tür algıların genelleştirici ve önyargılı olabileceğini vurgulayarak, ötekileştirme süreçlerinin eleştirel biçimde yeniden değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmektedir. Ayrıca literatürde, yükseköğretim kurumlarının düşünsel çoğulculuğu desteklemesi gerektiği, ötekileştirici yaklaşımların ise akademik ortamın niteliğini zayıflatabileceği ifade edilmektedir.[3] Bununla birlikte, farklı yaş gruplarında ve eğitim kademelerinde yapılan araştırmalar, öteki algısının çoğu zaman toplumsal normlar, değer sistemleri ve kültürel kodlar aracılığıyla şekillendiğini göstermektedir.

Genel olarak değerlendirildiğinde, mevcut çalışmaların önemli bir kısmı ötekileştirme olgusunu sosyal dışlanma ve kimlik tartışmaları üzerinden ele almakta; ancak ilahiyat fakültesi öğrencilerinin kampüs yaşamındaki “öteki” algısını benlik algısı ve dış grup algısı ekseninde doğrudan inceleyen çalışmaların sınırlı olduğu görülmektedir. Bu nedenle söz konusu alanın daha bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu ihtiyaç doğrultusunda yürütülen çalışma, TÜBİTAK 2209-A Programı kapsamında desteklenmiş olup, ilgili araştırma bu çerçevede gerçekleştirilmiştir.

Çalışmada nitel[4] araştırma deseni benimsenmiş, veri toplama sürecinde yarı yapılandırılmış görüşme tekniği[5] kullanılmıştır. Bu yöntem, katılımcıların deneyim ve algılarını derinlemesine ve bağlamsal olarak ortaya koymayı mümkün kılmaktadır. Araştırma soruları, öğrencilerin ötekileştirme deneyimlerini, bu deneyimlerin sosyal yaşam ve ilişkilerine etkilerini, birlikte yaşama kültürüne ilişkin görüşlerini ve sosyal faaliyetler ile giyim-kuşam bağlamındaki deneyimlerini kapsamaktadır. Bu kapsamda, ötekileştirme olgusunun çok boyutlu olarak ele alınması hedeflenmiştir.

Yapılan görüşmeler neticesinde ulaşılan bulgulara göre, ilahiyat fakültesi öğrencilerinin kampüs yaşamında ötekileştirmeyi çoğu zaman doğrudan değil, dolaylı ve sembolik biçimlerde deneyimlediklerini göstermektedir. Katılımcıların bir kısmı açık bir dışlanma yaşamadığını ifade etse de özellikle görünür dini kimlik unsurlarına sahip öğrenciler rahatsız edici bakışlar, beden dili ve örtük tutumlar aracılığıyla dışlanma algısı geliştirmektedir. Giyim tarzı ve muhafazakâr yaşam biçimi üzerinden sergilenen alaycı yaklaşımlar, sosyal alanların kimliklerin sınandığı ve çatıştığı mekânlar hâline geldiğini ortaya koymaktadır. Bu süreç, öğrencilerin benlik algısını ve sosyal ilişkilerini etkileyerek kimlik gizleme, mesafe koyma ya da farklı kimlik sunumları geliştirme gibi stratejilere yönelmelerine neden olmaktadır. Ayrıca ötekileştirmenin yalnızca dış gruplardan değil, grup içinden de gelebilmesi, öğrencilerin çift yönlü bir kimlik baskısı yaşadığını ve ötekileştirme süreçlerinin çok katmanlı bir yapı sergilediğini göstermektedir. Bu bulgular, ötekileştirmenin gündelik etkileşimlerde etkili bir unsur olduğunu ortaya koymakta; sosyal kimlik kuramı, etiketlenme ve sembolik etkileşimcilik yaklaşımlarının ise bu deneyimleri anlamada işlevsel olduğunu göstermektedir. Çalışma, din sosyolojisi literatürüne nitel veri temelli katkı sunarken, üniversite ortamlarında empatiyi artırmaya yönelik etkileşim odaklı programlar ve psikososyal destek mekanizmalarının geliştirilmesinin önemine işaret etmektedir.

Görüşmeler sonucunda elde edilen bir diğer bulgu, ötekileştirme deneyiminin bireyler arasında farklı düzeylerde algılandığını göstermektedir. Farkındalık düzeyi yüksek bireylerin bu deneyimin etkilerini daha yoğun hissettikleri ve bunun benlik algısı ile sosyal ilişkiler üzerinde belirgin etkiler oluşturduğu anlaşılmaktadır. Buna karşın, bazı katılımcıların bu durumu gündelik yaşamlarında belirgin bir sorun olarak görmemesi, ötekileştirmenin bağlamsal ve öznel bir nitelik taşıdığını ortaya koymaktadır. Katılımcı ifadeleri, ötekileştirmeye maruz kalan bireylerin çoğunlukta olduğunu ve bu durumla başa çıkma süreçlerinde kimlik gizleme, sosyal ilişkileri sınırlandırma ve mesafe koyma gibi çeşitli stratejilere başvurduklarını göstermektedir. Ancak söz konusu başa çıkma stratejilerinin etkili ve kalıcı çözümler sunmaktan ziyade, bazı durumlarda sürecin pekiştiği görülmektedir. Bu doğrultuda, yapılan görüşmelerden elde edilen en önemli çıkarımlardan biri, bireylerin “anlaşılma” ihtiyacının yeterince karşılanmamasının ötekileştirme deneyimini derinleştiren temel bir unsur olduğudur. Bu ihtiyaca yönelik geliştirilecek çalışmaların, daha etkili ve sürdürülebilir sonuçlar doğurabileceği değerlendirilmektedir.

Bu yazı, ilahiyat fakültesi öğrencilerinde öteki algısının incelenmesini konu alan araştırma projesi kapsamında hazırlanmıştır. Araştırma, TÜBİTAK 2209/A Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Destekleme Programı tarafından desteklenmektedir.

 

 

KAYNAKÇA

Çapcıoğlu, F. & Kalkan Açıkgöz, Ö. Nitel Araştırmalarda Kullanılan Araştırma Teknikleri. Ö. Güngör (Ed.), Bilimsel Araştırma Süreçleri yöntem, teknik ve eğitime giriş (Ankara: Grafiker,2018), 203-221.

Işık, Z. Bir öteki olarak İmam-hatiplilerin öteki algısı ve ötekine yönelik tutumları. Değerler Eğitimi Dergisi,20 (43), (2022). 65-103.

Kaya, A. İlahiyat Fakültelerinde Öteki ile ilişkilerin Sosyolojisi, Dicle Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, (2023).823-858.

Özalp, Ahmet. “Farklılıkların Gölgesinde: İlahiyat Fakültesi Öğrencilerinin Sosyal Dışlanma ve Entegrasyon Deneyimleri Üzerine Nitel Bir Araştırma”. Eskiyeni 56 (Mart 2025), 155-188.

 

Etiketler
Daha Fazla Göster

Andcenter Editör

Çankırı İli, Orta İlçesi Kalfat Kasabası’nda 1993 yılında dünyaya geldi. İlköğretimi kendi köyünde tamamladı. 2007 senesinde Tevfik İleri Anadolu İmam-Hatip lisesine kayıt oldu. 2011 senesinde Tevfik İleri Anadolu İmam-Hatip Lisesi'nden mezun oldu. Aynı sene Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesine başladı. 2016 yılında Ankara İlahiyat’tan mezun oldu. Aynı sene Ankara Sosyal Bilimler Enstitüsü Din Sosyolojisi bölümünde yüksek lisansa başladı. Yüksek Lisans eğitimini Ankara Yıldırım Beyazit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Din Sosyolojisi Bölümü’nde tamamladı. Şuan aynı enstitüde doktora eğitimine devam etnektedir. Gaziantep ili, Şahinbey ilçesinde 2017-2018 Eğitim-Öğretim yilinda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliği görevini yaptı. Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Sosyolojisi Anabilim dalında Arş. Gör. olarak çalışti.Suan Ankara Yıldırım Beyazit Üniversitesi İslami ilimler Fakültesi'nde araştırma görevlisi olarak çalışmaya devam etmektedir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı