Marifet Divanı AkademiTerimler

MCDONALDLAŞMA / MCDONALDIZATION

Beyza Uslu Oğuz- AYBÜ Sos. Bil. Ens. Din Sosyolojisi YL Öğrencisi

Weber, Protestan Ahlâkı ve Kapitalizmin Ruhu’nda modern toplumu diğer toplumlardan ayıran özelliğin
rasyonalite olduğunu ileri sürer. Toplumsal aktörlerin çevrelerindeki dünya üzerinde daha fazla denetim
kurmak için bilgiye giderek daha çok başvurmalarını ifade eden rasyonalite, din, bürokrasi ve özellikle
kapitalizm/ekonomiyle ilgilidir. Sürekli etkinlik ve etkililikle kendi toplumunu ve kurumlarını organize ve
kontrol etmeyi amaçlayan modern toplum, rasyonel ve mantıklı düşünme/ akla dayalı bir sistemdir.
George Ritzer de, Mcdonaldlaşma kavramını ortaya atarken, Weber’in akılcalıştırma teorisinden yola
çıkmıştır. Weber bürokrasiyi akılsallığın paradigma örneği olarak görüyordu. Bürokrasinin,
akılcılaştırmanın/akılsallığın nihai biçimini temsil ettiği düşünülürken; Ritzer, bürokratik yapının yerini
alacak, akılcılaştırma modeli olarak yeni bir şeyi, McDonaldlaşmayı öne sürer.
Burada McDonald’s, sadece bir fast-food zinciri ya da konu hakkındaki açıklamalar sadece fast-food ya
da yiyecek endüstrisi olarak düşünülmemelidir. McDonald’s, Ritzer’in McDonaldlaştırma dediği yaygın
bir sürecin temel bir örneği, paradigması olarak ele alınmaktadır. McDonaldlaştırma/Mcdonaldization
süreci ise: “fast-food restoranlarının temelindeki ilkelerin, Amerikan toplumunun ve dünyanın geri kalan
kısmının gitgide daha fazla kısmına egemen olma süreci.” olarak tanımlanmaktadır.
20. yüzyıl Amerika’sındaki en etkili gelişmelerden biri olan McDonald’s’ın etkileri, ABD sınırlarının ve
fast-food endüstrisinin çok ötesine geçmiştir. Dünyanın büyük bir kısmında günlük işleri, aslında yaşam
biçimini etkilemiştir; ve bu etki, artan bir hızla yayılmaktadır. McDonaldlaştırma, eğitim, iş, sağlık,
seyahat, zevk, rejim, politika, aile ve toplumun tüm diğer kurumlarını da etkilemektedir.
McDonaldlaştırma, dünyanın etkilere kapalı görünen kurum ve kısımlarına yayılarak değiştirilemez bir
süreç olmaktadır.
McDonald’s ve çok sayıda taklidi, tüm dünyada her yerde mevcut olan, hemen tanınabilir bir sembol
haline gelmiştir. Örneğin ilk McDonald’s restoranı yıkılacağında McDonald’s merkezine yüzlerce mektup
yağdı ve sonunda restoran yıkımdan kurtulmakla da kalmadı, müzeye dönüştürüldü. Bir McDonald’s
yöneticisi bunu şöyle açıkladı: “McDonald’s, aslında Americana’nın bir parçasıdır.” Aynı şekilde 1990’da
Moskova’da Pizza Hut açıldığı zaman, bir Rus öğrenci, “Burası Amerika’nın bir parçası,” (Washington
Post, 1990: B10) demişti. Brezilya’da fast-food restoranlarının artmasıyla ilgili yorum yapan Brezilya
Pepsico başkanı, ülkesinin “Amerika’ya ait şeylere karşı bir tutku yaşadığını,” söylüyordu ( Washington
Post/Business, 1994: F1-F5)
McDonald’s gerçekten de popüler kültürde merkezi bir yer tutar. Küçük bir kasabada yeni bir McDonald’s
açılması büyük bir olay olabiliyor; haberler fast-food sanayisindeki gelişmeleri istekle yazıyor. Fast-food
restoranları, televizyon programlarında ve filmlerde de sembolik roller oynuyor ve bu filmlerde
McDonald’s genelde yeni bir geleceği ve düzeni temsil ediyor.
McDonald’s restoranının Moskova’daki açılışında bir işçi onun “Chartres’daki Katedral gibi… ‘kutsal bir

eğlence’ yaşanacak bir yer” olduğunu söyledi (Keller, 1990: 1-12). Kowinski, içlerinde her zaman fast-
food restoranları bulunan alışveriş merkezlerinin, insanların modern “tüketim dinleri”nin ibadetini yerine

getirmek için gittikleri modern “tüketim katedralleri” olduğunu söyler (Kowinski, 1985: 218). Sırf bu
tanımlamalar ve söylemler bile, McDonald’s kültürünün, yaşam biçimi üzerinde ne denli etkili olduğunu
(kutsalla özdeşleşecek kadar) göstermektedir.

Çoğumuz, farklı izleyicilere göre yapılan reklamlara maruz bırakılıyor ve bu kültürü iyice
içselleşiriyoruz. Bazı reklamlar Cumartesi sabahı çizgi film izleyen çocuklara, bazıları, prime-time
programlarını izleyen yetişkinlere hitap eder; bazıları da büyükanne ve babalara, torunlarını McDonald’s
restoranlarına götürmelerini tavsiye eder. Sürekli karşımıza çıkan bu reklamlar, insanların bir McDonald’s
görmeden fazla uzağa gidemediği gerçeğiyle birleşerek McDonald’s imgesinin popüler bilincin

derinlerine işlemesini sağlar.
McDonald’s o kadar güçlü bir model olmuştur ki, birçok işyeri Mc ile başlayan isimler almaya Mc.
kültürünü kendi alanlarına uygulamaya başladı. Örneğin “McDişçiler” ve “McDoktorlar”, önemsiz diş ve
sağlık sorunlarını hızlı ve etkili biçimde çözmek için arabayla gidilebilen klinikler; çocuk bakım
merkezleri için “McÇocuk” Bakım Merkezleri; at eğitim yerleri için “McAhırlar” ve habercilik alanında
“McGazete”.
McDonaldlaştırmanın başarısında ve bu denli yayılmasında dört önemli boyut vardır. McDonald’s, en
geneliyle; tüketicilere, işçilere ve yöneticilere verimlilik, hesaplanabilirlik, öngörülebilirlik ve denetim
sunmuştur. Bu boyutları incelememiz küresel dünyadaki yaşamımızı anlamamız açısından önemlidir.
Birinci olarak McDonald’s, bir noktadan diğerine gitmenin, bir çok ihtiyacı karşılamanın; mesela, açlıktan
doymaya geçmenin en verimli ve en elverişli yöntemini sunar. McDonald’s modelinde oluşturulmuş diğer
sektör ve kurumlarda da, kilo verme, araba yağlama ya da gelir vergisi formlarını doldurma konularında
benzer bir verimlilik sunar. Ebeveynlerin işe gittiği ya da yalnızca bir tanesinin olduğu bir toplumda
birçok ihtiyacı etkili biçimde gidermek cezbedicidir. İnsanların koşuşturduğu bir toplumda verimlilik, bir
fast-food yiyeceğidir. McDonaldlaştırılmış sistemin işçileri de verimli çalışır. Yöneticiler onları
gözleyerek verimli çalışmaları için eğitir; ayrıca, kurum içi kural ve yönetmelikler yüksek düzeyde
verimli çalışılmasını sağlamaya destek olur.
İkinci olarak McDonald’s hesaplanabilirlik sunar; yani ürünlerin porsiyon büyüklüğü, maliyet gibi nicel
özelliklerine ve ürünü almak için gereken zaman gibi sunulan hizmete önem verir. Artık nicelik nitelikle
eşit görülmektedir; bir şeyden çok almak veya çabuk almak, alınan şeyin iyi olması demektir. İnsanlar
alınan ürünün miktarını ve maliyetini kıyaslayarak, normal gibi görünen bir paraya çok yiyecek
aldıklarını düşünürler. Ayrıca evde yemek hazırlamakla, bir fast-food restoranına gitmenin ne kadar
zaman gerektirdiğini de kıyaslarlar. Çoğunlukla, doğru ya da yanlış, bir fast-food yemenin evde yemekten
daha az zaman aldığına karar verirler. Son zamanlarda oluşan yeni modellerle zaten sipariş eve gelir.
McDonaldlaştırılmış sistemlerde çalışanlar konusunda da, işin niteliği çok az değiştiği için, çalışanların
görevlerini ne kadar çabuk yerine getirdiği gibi şeyler önemlidir. Çalışanlardan da az paraya, hızlı ve çok
iş yapmaları beklenir.
Üçüncü olarak McDonald’s öngörülebilirlik sunar. Ürün ve hizmetlerin her zaman ve her yerde aynı
olacağını garanti eder. Sürpriz olmadığını bilmek insanlar için bir rahatlıktır. McDonaldlaştırılmış
sistemlerde çalışanlar da öngörülebilir şekilde davranır. Çalışanların hatırlamaları ve uymaları gereken
sözler vardır. Böyle üzerinde çalışılmış davranışlar, işçilerle müşteriler arasında öngörülebilir ilişkilerin
oluşturulmasını sağlar.
Dördüncüsü denetimdir. Bu sistemlerde müşteriler örtük biçimde de olsa denetlenirler. Örneğin; yazılar,
sınırlı mönüler, az seçenekler, rahatsız sandalyeler, yemek yiyenleri, kendilerinden beklenen şeyi
yapmaya yönlendirir: Hemen yiyip çıkmak. Üstelik, yiyeceğin bir pencereden satın alındığı restoranlarda
müşteri, aldığı yiyeceği orada oturup yemez ya da eve getir modelinde zaten müşteri restorana gitmez.
McDonaldlaştırılmış kuramlarda çalışanlar daha yüksek bir düzeyde denetlenirler. Çalışanlar tam onlara
söylenen şekilde sınırlı sayıda şey yapmak üzere eğitilmiştir. Kullanılan teknolojiler ve kurumun çalışma
tarzı bu denetimi pekiştirir ve çalışanların çizgiden çıkmamaları sağlanır. Hatta artık denetimin daha
yüksek seviyede tutulması için insansız teknolojilere geçilmeye başlanmıştır. Çalışanlar ne kadar
programlanmış ve denetlenmiş olurlarsa olsunlar, sistemin işleyişini bozabilirler. Yavaş bir işçi bir Big
Mac’in hazırlanmasını ve teslimini verimsiz hale getirebilir. Kurallara uymayı reddeden bir işçi salatalık
turşusunu ya da bir hamburgerin özel sosunu koymayarak öngörülemezlik yaratır. Bunlar ve diğer
nedenlerden dolayı McDonald’s, bardak dolduğu zaman kapanan içecek dağıtıcısı, patatesler kızarınca
yukarı kalkan kızartma makinesi, kasiyerin fiyat ve miktarları hesaplamasına gerek bırakmayan, önceden
programlanmış yazarkasalar gibi insanların yerine insansız teknolojiler kullanmaya başlamışlardır. Bu
teknoloji şirketin işçiler üzerindeki denetimini arttırır. Dolayısıyla McDonald’s, müşterilerine
çalışanlarının ve hizmetin tutarlı olacağını garanti eder.
McDonaldlaştırma süreci ve bu sürecin bu kadar hızla yayılması, küreselleşen modern dünyanın yaşam
biçimi bu 4 temelle daha iyi anlaşılmaktadır. McDonaldlaştırma şüphesiz olumlu değişimlere yol açmıştır.

Birkaç örnek verelim:
Eskisinden çok daha fazla mal/hizmet var ve bunların varlığı zaman ya da coğrafyaya daha az bağımlıdır.
Bu daha geniş mal ve hizmet yelpazesi, nüfusun çok daha büyük bir kesimine hitap eder. Yüksek fiyatlı
ısmarlama mal ve hizmetlere göre daha fazla ekonomik seçenek var; dolayısıyla insanlar eskiden
alamadıkları şeyleri alabiliyorlar. İnsanlar istedikleri ya da ihtiyaç duydukları şeyleri neredeyse anında
alabiliyorlar. İnsanlar gecenin bir yarısı para çekmek ya da yatırmak gibi daha önce olanaksız olan şeyler
yapabiliyorlar. Çalışan ve az boş vakti olan insanlara çabuk, verimli mal ve hizmetler sunuluyor. Hızla
değişen, tanıdık olmayan, düşmanca duran bir dünyada, McDonaldlaştırılmış bir sistemin istikrarlı,
tanıdık ve güvenli ortamı, insanlara rahatlık veriyor. Irk, cinsiyet ya da sosyal sınıfı farketmeksizin
insanlara hemen hemen aynı şekilde davranılıyor. Örgütsel ve teknolojik yenilikler, benzer operatörlerden
oluşan ağlarla daha hızlı ve daha kolay yayılıyor. Bir kültürün ürünleri başka kültürlere daha kolay
geçiyor.
McDonaldlaşmanın üstünlüklerinin yanında zayıf olan yanları vardır. McDonaldlaştırma akılcılaştırmanın
bir modelidir; ancak, akılcı sistemler kaçınılmaz olarak akıldışılığı da bünyesinde taşır. Akılcı sistemler,
akıldışı sonuçlar üretmektedirler ve insani nedeni reddetmeye hizmet ederler.
Örneğin McDonaldlaştırmanın çevre üzerinde çok fazla kötü etkisi olmuştur. Bir örnek verirsek:
İnsanların fast-food restoranlarından beklediği öngörülebilir patates kızartması yapmak için birörnek
patates yetiştirme ihtiyacı, ekolojiyi olumsuz etkilemektedir. Bu tür patatesleri yetiştiren büyük çiftlikler
kimyasal maddelerin yaygın kullanımına dayalıdır. Ayrıca kusursuz bir patates kızartması, patatesin
çoğunun ziyan edilmesi demektir, geri kalan patates ya sığırları beslemekte ya da gübre olarak kullanılır.
Ne var ki yeraltı su kaynaklarında, gübre ve hayvan pisliklerine kadar izlenebilen yüksek oranlarda nitrat
bulunmuştur. Ayrıca kağıt için kesilen ormanlar, polyesterin ve diğer maddelerin yol açtığı zarar vb. de
McDonaldlaşmanın çevreye verdiği bazı zararlardır.
Bu sistemlerin bir akıl-dışı etkisi, insanı insanlıktan çıkarmasıdır. Hamburger almak için kayan bandın
üzerindeymiş gibi düzenli hareket eden müşteriler ve kasanın diğer tarafında belirlenmiş görevleri
durmaksızın tekrar eden çalışanlar, sanki montaj hattındaki robotlar gibidirler. (Giddens, 2012: 683)
McDonaldlaştırmaya yönelik eleştirinin bir temelinde, McDonaldlaştırılmış sistemlerin sınırlamalarından
kurtulmuş insan potansiyeli vardır. Bu eleştiri, insanların şu anda olduklarından daha düşünceli, becerikli,
yaratıcı ve çok yönlü olma potansiyeline sahip olduklarını ileri sürer. Bu eleştiri insanların geçmişte nasıl
olduğuna değil, McDonaldlaştırılmış sistemlerin sınırlamaları yok edilir ya da kısmen silinebilirse
gelecekte nasıl olabileceklerine yöneliktir.
Dünyanın büyük kısmının McDonaldlaştırılmış olmasına karşın, günümüz toplumunun üç özelliği
McDonaldlaştırmadan büyük oranda kaçmayı başarmıştır. Birincisi, modernizm öncesi bir döneme kadar
giden şeyler var. Küçük bakkallar buna iyi bir örnektir. İkinci olarak, bir tepki halinde yeni iş sistemler
ortaya çıkmıştır. Mesela, McDonaldlaştırılmış otel odalarından bıkmış insanlar, özel bir evde,
kişiselleştirilmiş bir oda ve ev sahibinin evde yaptığı kahvaltı sunan pansiyonlarda kalmaktadır. Son
olarak, postmodernizm. Dünya Postmodern bir döneme girmektedir ve postmodern toplumun özellikleri
eskisinden daha az akılcıdır. Bu nedenle, McDonaldlaştırma günümüz toplumunun diğer adı değildir.
George Ritzer genel olarak, McDonald’s sisteminin dev önemde bir gelişimi temsil ettiğini ve
McDonaldlaştırmanın toplumun giderek daha çok kesimini ve dünyanın daha çok bölgesini etkilediğini
öne sürmektedir. Bu süreç topluma çok sayıda yarar sağlamasına karşın, hatırı sayılır derecede zarar ve
risk de içermektedir.
(Bu Yazı George Ritzer’in “Toplum’un McDonaldlaştırılması” kitabından faydalanarak yazılmıştır)
KAYNAKÇA
GIDDENS. A (2012) Sosyoloji. Kırmızı Yayınları, İstanbul
RITZER. G (2011) Toplumun McDonaldlaştırılması, Çağdaş Toplum Yaşamının
Değişen Karakteri Üzerine Bir İnceleme. 2. Basım. Ayrıntı Yayınları, İstanbul

Washington Post. (12.10.1990) “Wedge of Americana: In Moscow, Pizza Hut Opens 2 Restaurants.”
Washington Post/Business (18 Mayıs 1994) Jeb Blount. “Frying Down to Rio.”
Bili Keller. (28 Ocak 1990) “Of Famous Arches, BeegMeks and Rubíes.” New York Times, 1. bölüm
William Severini Kowinski. (1985) The Mailing o f America: An Inside Look at the Great Consumer
Paradise. New York: William Morrow,

Daha Fazla Göster

Andcenter Editör

Çankırı İli, Orta İlçesi Kalfat Kasabası’nda 1993 yılında dünyaya geldi. İlköğretimi kendi köyünde tamamladı. 2007 senesinde Tevfik İleri Anadolu İmam-Hatip lisesine kayıt oldu. 2011 senesinde Tevfik İleri Anadolu İmam-Hatip Lisesi'nden mezun oldu. Aynı sene Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesine başladı. 2016 yılında Ankara İlahiyat’tan mezun oldu. Aynı sene Ankara Sosyal Bilimler Enstitüsü Din Sosyolojisi bölümünde yüksek lisansa başladı. Yüksek Lisans eğitimini Ankara Yıldırım Beyazit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Din Sosyolojisi Bölümü’nde tamamladı. Şuan aynı enstitüde doktora eğitimine devam etnektedir. Gaziantep ili, Şahinbey ilçesinde 2017-2018 Eğitim-Öğretim yilinda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliği görevini yaptı. Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Sosyolojisi Anabilim dalında Arş. Gör. olarak çalışti.Suan Ankara Yıldırım Beyazit Üniversitesi İslami ilimler Fakültesi'nde araştırma görevlisi olarak çalışmaya devam etmektedir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı