Genel

Tanıdık Olmayan Gelecek ‘Sanayi 4.0’

Tanıdık Olmayan Gelecek ‘Sanayi 4.0’

Bacon ‘bilgi güçtür’ sözüyle günümüze kadar değerini koruyan bir gerçekliğe ışık tutmuştur. Günümüz dünyasında geçmişte hiç olmadığı kadar güç ve iktidarı temsil eden bilgi yeni bir isim ve şekil karşımızdadır. Dijital çağın simgesi haline gelen dijital ortama aktarılmak için formülize edilen işlenmemiş ham bilgi olarak tanımlayabileceğimiz data (veri) halinde neredeyse dünyadaki her haneye girmiştir. Eskiden bilgiye ulaşmak kelimenin başka bir anlamıyla ‘güç’ iken günümüzde herkesin elinin altında ve ulaşılabilir olan veri yeni bir çağı adlandırmakta ve verilileştirilmiş bir dünyanın en küçük parçası olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu ham bilgi kümesinin başka deyişle malumat yığınının depolanması için büyük mekanlara ihtiyaç duyulmamaktadır. Küçük ebatlardaki hard diskler bu iş için yeterli hale getirilmiştir. Bilginin bu devasa, dijitalleşmiş ve klasik depolama aygıtları ile saklanamayan ve klasik ölçütlerle ölçülemeyen yeni versiyonuna ‘big data’ ‘büyük veri’ denmektedir.

Büyük veri 80’lerden itibaren şirketler tarafından bilinmek ve kullanılmakla birlikte günümüz teknolojisi ile birleştiğinde yepyeni ve çok amaçlı bir şekle dönüşmektedir. Büyük verinin kullanım alanları eğitimden sağlığa; bürokrasiden istihbarata; askeri alanlardan ekonomiye kadar toplumsal hayatın neredeyse tamamına yayılmakta, geleceğe dönük kuvvetlendirilmiş tahminlere imkan sağlamaktadır. Büyük veri kullanımının sosyolojik ve ahlaki anlamda en büyük çıkmazı mahremiyete müdahale ve sürekli gözetim altına alınma sorunudur. Gelecek toplumun ‘1984’ benzeri ilişkiler üzerinden şekillenmesi ihtimali korkutucudur.

Büyük verinin kapladığı etkileşimli alan olarak tanımlayabileceğimiz siber dünya veri akış hızının ve hacminin genişlediği her geçen gün giderek etki alanını artırmaktadır. Artık internetin olmadığı bir toplum neredeyse düşünülemezken internet veri hızı akışının kalitesinin arttığı 5G vb. teknolojiler toplumları dönüştürmektedir. Bu değişimi anlamak adına basit anlamda Marx’ın söylediği şekliyle üretim biçimlerinin toplumu şekillendirdiği tezini aklımıza getirerek sosyoloji biliminin de oluşumunda başat rol oynayan yeni toplumsal ilişkiler ağı yaratan Endüstri Devrimi zikredilmelidir. Başlangıçta mekanik enerjiye dayanan ve kol gücünün yerini alan makinelerle devam eden endüstriyel gelişim süreci günümüzde siber fiziksel üretim ve sanal teknolojiler halinde devam etmektedir. Bu yeni mekandan bağımsız, verilileştirilmiş sanal üretim ve tüketim tarzı Endüstri 4.0 olarak adlandırılmaktadır. Endüstrileşme süreci bağlamında Endüstri 1.0 buhar gücüne, Endüstri 2.0 elektriğe, Endüstri 3.0 dijitalleşmeye ve son olarak Endüstri 4.0 sanallaşmaya dayanmaktadır.

Endüstri 4.0 bilgi iletişim teknolojilerinin endüstriyel üretime katılmış şekli olarak basitçe tarif edilebilir. Almanya’nın 2015 yılında başını çektiği bu yeni süreç sanayileşmiş diğer ülkeler tarafından da takip edilmektedir. Esneklik, otomasyon, kaynak tasarrufu, tüketici isteklerine bağlı anlık üretim, küçük miktarlarda üretim imkanı bu üretim şeklinin özellikleri arasındadır. Bu sistem en az insan müdahalesi prensibine göre robotik teknolojilerle çalışan fabrikaları bünyesinde barındırmaktadır. Hatta bu haliyle Marx’ın proletarya dediği sınıf ‘siberterya’ya dönüşecek denilmektedir. Bu bağlamda yeni bir kapitalist kültürün oluşacağı da artık tahminden öteye geçmiştir.

Tasarımlanan bu tür bir gelecek için Japonya ‘Toplum 5.0’ diye isimlendirdiği Japon toplumunun acil çözüm bekleyen sorunlarına yönelik Endüstri 4.0’ın çıktılarını kullanabileceği bir eylem planı hazırlamıştır. Yeni bir geleceğe yönelik gelişmiş toplumlar ve devletler kendilerini hazırlamaktadır. Buna yönelik ülkemizde yer alan teknoloji şirketleri bazı açılımlar yapsa dahi istenilen seviyede bir adaptasyon söz konusu değildir. Ancak geleceğin lehimizde değişimlere gebe olması için bu adaptasyon kaçınılmazdır.

Sanayi 4.0 her ne kadar robotik teknolojiler üzerine kurgulansa dahi etkileyeceği alan ve paydaşları aslında insana dair tüm alanlardır. Öyle ki ne mühendisliğin ne de sosyolojinin yahut psikolojinin bu devrimden aynı şekilde etkilenmeyeceği söylenebilir. Sosyolojik anlamda Birey, Devlet, Stk’lar, Hukuk, Din vb. bileşenler bu yeni toplumu anlamlandırmak ve altyapısını oluşturmak mecburiyetindedir. Anlık veri paylaşımının olduğu, sosyal platformların üst düzey etkileşim imkanı sağladığı günümüz ağ toplumunda istisna olanı belirleyecek büyük bir güç haline gelen sanallaştırmanın, ilerleyen süreçte ahlaki olarak başta bahsedildiği şekliyle mahremiyet, eylemlerin sonuçları ve sorumluluk vb. açılardan daha çok işleneceği düşünülmektedir.

Kompleks algoritmalar karmaşık etik sorunlar ortaya çıkarmaktadır. Bu sorunlar ve çözüm yolları yeni sosyal teorilere ve bunlarla ilgili yazılıp çizileceklere zemin hazırlamaktadır. Zira sorunlar ve çözümler karşılıklı iki insanın etkileşimi ile değil insan ve sanal olan arasında gerçekleşecektir. Örneğin din sosyolojisi açısından sanal dini topluluklar, sanal ortamda gerçekliği artırılmış dini ritüeller, sosyo-dini ve geleneksel uygulamaların terk edilmesi gibi başlıklar yeni araştırmalara kapı aralayacaktır.

M. Emin Sarıkaya

Etiketler
Daha Fazla Göster

Andcenter Editör

Çankırı İli, Orta İlçesi Kalfat Kasabası’nda 1993 yılında dünyaya geldi. İlköğretimi kendi köyünde tamamladı. 2007 senesinde Tevfik İleri Anadolu İmam-Hatip lisesine kayıt oldu. 2011 senesinde Tevfik İleri Anadolu İmam-Hatip Lisesi'nden mezun oldu. Aynı sene Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesine başladı. 2016 yılında Ankara İlahiyat’tan mezun oldu. Aynı sene Ankara Sosyal Bilimler Enstitüsü Din Sosyolojisi bölümünde yüksek lisansa başladı. Yüksek Lisans eğitimini Ankara Yıldırım Beyazit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Din Sosyolojisi Bölümü’nde tamamladı. Şuan aynı enstitüde doktora eğitimine devam etnektedir. Gaziantep ili, Şahinbey ilçesinde 2017-2018 Eğitim-Öğretim yilinda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliği görevini yaptı. Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Sosyolojisi Anabilim dalında Arş. Gör. olarak çalışti.Suan Ankara Yıldırım Beyazit Üniversitesi İslami ilimler Fakültesi'nde araştırma görevlisi olarak çalışmaya devam etmektedir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı