Küreselleşme; bilimde, ekonomide, politikada, kültür ve sanatta dünyanın bir bütün olarak algılanmaya başlanması ve birlikte başlayan sosyal ve kültürel bir süreçtir. Yani adeta dünyanın bir köy haline gelmesidir. Özellikle 1960 sonrasından şimdiye kadarki olan süreçte olduğu gibi tarihte hiçbir dönemde insanlık bu kadar birbirine benzeşen bir süreç yaşamamıştır.

Küreselleşme sürecinin önemli unsurları şunlardır:

1-) İletişim ve işitsel-görsel teknolojinin gelişmesi,

2-) Dünya ticareti ve üretim sistemlerinin yaygınlaşması,

3-) Ulusların sermaye hareketlerinin global ölçekte yaygınlık kazanması.

Küreselleşme; dünyanın küçülmesine, dünya bilincinin güçlenmesine/evrensel düşünceye gönderme yapmaktadır.

Küreselleşme iki boyutludur: 1-)Maddelerin yaygınlaşması: Giyim-kuşam, yiyecek, markalar, cep telefonu vb. 2-)Değerlerin Yaygınlaşması: Ekonomi ve kültürün maddeci, faydacı ve ferdi tekleştirici değer hükümleri, demokrasi, çevre şuuru, insan hakları vb.

Küreselleşmenin pek çok boyutu vardır. Bu boyutlardan bazıları: Ekonomik, politik, kültürel, iletişimsel, çevresel/ekolojik ve finansal olarak ayrılmaktadır

Küreselleşme Bakış Açıları:

1-) Aşırı Küreselleşme: Bu bakış açısına sahip olanlar şu şekilde düşünmektedirler: Bundan sonra ulus devlet formu olmayacak, yerel dinlerin ömrü bitmiştir. Evrensel dinler de ortak noktalarda buluşacaklar. Yerel adet, gelenek, örf vb. olgularda bitmiştir, bunlara gerek yoktur. Yani küreselleşmeden ciddi rant elde eden kimseler ekonomik, toplumsal, dinsel ve siyasi yönden nasıl bir toplum istiyorsa dünya bu doğrultuda hareket edecektir.

2-) Septik (Şüpheci) Küreselleşme: Bunlara göre, küreselleşme bir mittir. Küreselleşme adı altından inanları kandırıyorlar. İnsanların mallarını, sahip oldukları şeyleri sömürmek için uydurulmuştur. Realite de böyle bir küreselleşme yoktur düşüncesindedirler.

3-) Dönüştürücü Küreselleşme: Bunlara göre, dünya doğal olarak değişiyor. Siyasal, ekonomik, dini, kültürel değişmelerde devam edecek. Bu değişimden sonra insanlar farklı farklı bölgelerde yeni yapılarla karşılaşacak. Önemli bu değişen ve gelişen yapılar karşısında doğru tedbirler almaktır diye düşünüyorlar.

Din ve Küreselleşme

Din ve küreselleşme meselesi aynı zamanda din ve toplumsal değişim konusu ile de irtibatlıdır. Din ve toplumsal değişim ilişkisinde; toplumun değişmesinin din üzerindeki etkileri vardır. Bu anlamda laiklik, sekülerizm, ve modernizmin küreselleşmesi din ve dini yaşam üzerinde etkili olmuştur. Din ve küreselleşme arasındaki ilişki, iki boyutta ele alınabilir.

1-) Küreselleşmenin Din Üzerindeki Etkileri: Küreselleşme ile birlikte din kamusal alanın dışına çıkarılarak bireysel bir vicdan işi olarak nitelendirilmiştir. Kitle iletişim teknolojilerinin yoğun olarak kullanılmaya başlanması ve sanayileşmiş toplumların iş gücü açığını karşılamak üzere bu ülkelere doğru yapılan iş gücü göçü, dini çoğulculuğa neden olmuştur. Dinin sivilleşmesiyle bağlantılı olarak ortaya çıkan bir başka husus da yeni dini hareketlerdir.

2-) Küreselleşen Dünyada Din: Din tüm insanlığa dil ve renk ayrımı yapmadan hitap ettiği için küreselleştirici bir yapıya sahiptir. Din, ulus-devlet sınırlarının aşınarak küreselleşmenin yayılması oranında, yeni durumun içinde farklı özelliklerle kendisini göstermektedir. Ulus-devlet vatandaşlığı, küreselleşmenin yaygınlaşması oranında dünya vatandaşlığına doğru dönüşüm geçirmektedir. Din, küresel bir sivil toplum ve dünya vatandaşlığının oluşturulması ile demokratik uygulamaları yeniden tanımlamaktadır. Küreselleşen dünya sorunları karşısında dinin ne gibi katkılarının olacağını ya da ne gibi imkanları içinde barındıracağını sorabiliriz bunlar:

Mahrumiyet Duyarlılığı: Din, bilhassa sosyo-ekonomik olacak en alt toplumsal katmanlarda bulunan ezilmişlerin sorunlarına duyarlılık gösterilmesi noktasına dikkatleri çeker.

Medeniyet Yankısı: Dinî devrimci dilin ve arzuların popüler kültürde derin kökleri bulunmaktadır. Bu, en ümitsiz zamanlarda bile dini bir ümit haline getirmektedir.

Dayanışma Ruhu: Din, daha çok birleştiricidir. İnsanlar arasında dayanışma ve kardeşliğe önem verir. Dolayısıyla dini bilincin birleştirici özelliği vardır.

İnanç ve İtikat: Bir fikrin dönüştürücü yeteneklerine olan inançtır. İnançlar, en başta insan zihniyetini ve perspektifini belirleyen ve dönüştüren özelliğe sahiptir.

Kimlik: Din, kimliği varoluşsal tarzda yenden kurar. Geçici ve sınırlı bir kimlik kurmaz. Bu da insan ve toplumun ve kuşatıcılığını sağlamaktadır.

Uzlaşma: Denge ve uzlaşmalara davet eder. Aşırı eylem ve davranışlardan uzaklaştırır.

Hazırlayan: Canan Teke- Mahmut Kökver

Paylaş
Önceki İçerikToplumsal Kategoriler
Sonraki İçerikBir Disiplin Olarak Sosyoloji
Andcenter Editör
Çankırı İli, Orta İlçesi Kalfat Kasabası’nda 1993 yılında dünyaya geldi. İlköğretimi kendi köyünde tamamladı. 2007 senesinde Tevfik İleri Anadolu İmam-Hatip lisesine kayıt oldu. 2011 senesinde Tevfik İleri Anadolu İmam-Hatip Lisesi'nden mezun oldu. Aynı sene Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesine başladı. 2016 yılında Ankara İlahiyat’tan mezun oldu. Aynı sene Ankara Sosyal Bilimler Enstitüsü Din Sosyolojisi bölümünde yüksek lisansa başladı. Şuan Yüksek Lisans eğitimine Ankara Yıldırım Beyazit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Din Sosyolojisi Bölümü’nde devam etmektedir. Gaziantep ili, Şahinbey ilçesinde 2017-2018 Eğitim-Öğretim yilinda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliği görevini yaptı. Şuan Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Sosyolojisi Anabilim dalında Arş. Gör. olarak çalışmaktadır.

YORUM BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin