Marifet Divanı AkademiMarifet Metinleri

Evanjeliklerin Ortadoğu Hayal Kurgusu ve Kaos

Morgon Strong’un Trump, the Evangelicals and the Middle East (22 May 2018) adlı makalesi üzerine konuşmalar;

Makalemiz çatışma ve kaosun Evanjeliklerin inançlarının bir gereği olduğundan bahsederek giriş yapıyor.  Strong’a göre Evanjeliklerin kaos ve çatışmaya dair inançları ABD başkanı Trump üzerinden etkilerini yansıtmaktadır.

Evanjeliklerin kaosa dair inançları nelerdir?

Evancelijlere göre yeryüzünde Tanrının krallığının gerçekleşmesi için büyük bir savaşın olması gerekmektedir. Bu savaşın ardından da İsa, kurtarıcı Mesih olarak yeryüzüne gelecektir. İşte Evanjelikler bu sonucun ortaya çıkması için dünyada kaos ve çatışmaların artmasını istemektedirler. Evanjeliklerin bu savaşında İsa ve Tanrı onların yardımcısı olacak, Yahudilerin çok az bir kısmı Evanjeliklerle birlikte olsa bile çoğunluğu onlara karşı gelecek. Yahudilerde de Mehdi inancı olduğu için Yahudilerle bir ortaklık içinde olacaklar ancak Mesih geldikten sonra çok az bir kısmı Evajeliklerle olmaya devam edecek şeklindedir. Bu sebeple Evanjelikler İsrail’den her türlü desteği sağlamaktadırlar. Mesela; ‘’14 Mayıs pazartesi beyaz saray yetkilileri ve Büyük Cumhuriyetçi Parti bağışçıları da dahil olmak üzere bir Amerikan heyeti Kudüs’teki Amerikan Büyük elçiliğini resmen açtı ve böylece şehri İsrail’in başkenti olarak tanıdı ve Benjamin Netenyahu büyük bir zafer kazandı.’’ Özellikle şehrin İsrail başkenti olarak tanınması Benjamin Netanyahu’ya büyük bir zafer kazandırdı. Açılış törenine Trump’ın kızı Ivanka ve eşi Jared Kushner katılmıştır. Burada Kushner’in katılımı önemlidir. Çünkü Trump’ın damadı olan Kushner Yahudi’dir. Kushner Oradoğu ile ilgilenmektedir. İlgi alanının Ortadoğu olasının nedeni Yahudi olmasındandır. İlginç olan bir diğer ayrıntı ise Kushner ‘in geçmişine dair net bilgilerin bulunmamasıdır.

Kudüs’teki konsolosluğun açılışında dikkat çeken bir diğer isim ise Robert Jeffress olmuştur. Konsolosluğun açılış konuşması etkili bir vaiz olarak tanınan Jeffress tarafından yapılmıştır. Aslında Jeffress’in seküler ve laik bir devlet olan ABD elçiliğinin açılışında dua etmesi anayasaya aykırı bir seremonidir.  Jeffress çok sıra dışı bir papazdır. Jefferss Yahudileri ve Müslümanları kafir olarak adlandırmasına rağmen konsolosluk açılışında dua etmiştir. Ayrıca Katolik kilisesini şeytanın bir aracı olarak görür. Siyasi hareketlenmeler hakkında yorum getiren Jefferss, Hillary Cilinton’un ve destekçilerinin cehenneme gideceklerini de söylemiştir.

Robert Jeffers

Büyükelçiliğin taşınması barış sürecinin tamamen terk edilmesi ve iki devletli çözümün ortadan kalktığını göstermektedir. Bu olayla beraber çatışmanın çözüme ulaştırılması gerçeği de ortadan kalkmıştır. Ortaya çıkan bir başka gerçek de Ortodoks Yahudiler ve Evanjelik Hristiyanların Trump yönetiminin kararlarını belirlemekte sahip oldukları güç ifşa olmuştur. Yani Ortadoğu politikasını belirleyen failler ortaya çıkmıştır.

Evanjeliklerin Trump üzerindeki etkisi sadece bu olayla sınırlı değildir. Dikkatli incelenirse Evanjeliklerin etkisinin hemen her alanda olduğu açık bir şekilde görülecektir. Trump, seçim propagandasında Evanjeliklerin desteğini alabilmek için anti-Müslüman söylemini gündeme getirmiştir. Trump’ın bu şovu ve kitleleri harekete geçirmek için kullandığı dindarlığı ona büyük pay elde ettirmiştir. Kitleleri harekete geçirmenin en pratik yolu dindir. Nitekim bu yolu bizim ülkemizde de Adnan Menderes, Turgut Özal, Kenan Evren kullanmıştır. İlginçtir ki Kenan Evren dindar bir adam olmamasına rağmen Erzurum’daki konuşmasında ezan okunduğu için konuşmasını yarıda kesmiş, ardından halkın önünde Kur’an’ı üç defa öpmüştür. Burada kendini meşrulaştırmanın kısa yolu olarak dini kullandığı açıkça görülmektedir. Nitekim Trump da siyasi emellerine ulaşmak için dindar bir kimliği bürünürken Evanjelik gruba yakın durmayı tercih etmiş ve Evanjeliklerin politikasını sürdürmüştür.

Strong’a göre beyaz sarayı Evanjelikler yönetmektedir. Amerikan nüfuzu ve demokrasisi dikkate alındığında Evajeliklerin elindeki bu güç ABD ve dünya için bir tehdit oluşturmaktadır. Her ne kadar Strong bu görüşte olsa bile bizce Amerika için Evanjelikler bir tehdit oluşturmamaktadır.

Radikallaer ve Evanjelikler kendilerinin sonsuz cennete kavuşacaklarına inandıklarından anayasayı İncil doğrultusuna çekmek istemektedirler. Cennet için, anayasanın cenneti kazanmaya hak edecek şekilde uyarlanması gerektiğine inanırlar.  Medeni hukukun kutsal metinlerle değiştirilmesini istemektedirler. Bunlar klasik şeriatçı diyebileceğimiz adamlardır.

Evanjelikler, ABD parlamentosundan zaman zaman İncil doğrultusunda yasalar çıkarmayı da başarmıştır. Mesela 1920’da alkol üretimini ve satışını yasaklayan yasayı geçirmeyi başardılar. Ancak bu durum bazı sorunları da beraberinde getirmiştir; Amerikan toplumu içinde organize suç oranları artış göstermiştir. Devletler bazı suçlara göz yummak durumundadırlar. İzin vermelerinin nedeni ise daha büyük bir tehlike ile karşı karşıya gelmemektir. Suça yasak gelince bunu engellemiş olmazsınız bu işin merdiven altı yapılmasına müsaade etmiş olursunuz. Bunu yaparken elbette toplumu ifsad edecek çalışmaların önüne de geçilmelidir. Din sanıldığı gibi her şeyi sıkı sıkıya kontrol edip sonuçlandırılmasını istemez. Ancak 19. Yüzyıl Müslümanları yasakların devlet eliyle hemen uygulanmasını ister. Oysa Peygamberimiz kendisine zina ettiğini itiraf eden bir kadını ‘’ yapmamışsındır’’ diyip yollamaya çalışmıştır. 19. yüzyıl ve sonrası Müslümanları olsa hemen cezasını verirler.

Strong’un makalesinde geçen üçüncü önemli isim Jerry Falwell ‘dir. Bu adam da ABD’nin önemli ve etkileyici papazlarındandır. Hem akademisyen hem de papaz olması hasebiyle etkileyici konuşmaları bulunmaktadır. Falwell Amerika’yı yöneten ahlaksızlara karşı cihad etmiştir. Desteğe ihtiyaç duyan Trump Falwell’i bu isteklerine duyarlı kalmış ve Falwell’in ‘’Make America Great Again’’ sloganını seçim propagandası haline getirmiştir. Burada Amerika’yı yeniden büyük yapmaktan kasıt ahlaki üstünlüğünü yeniden elde etmesidir. Trump basit bir şekilde Falwell’in Hristiyan fundamentalizmine dayalı bilgisini başkanlık seçiminde kazanmak için kullanmıştır. Falwell’in, ideolojilerini seçim döneminde kullandıktan sonra bu görüşleri hükümete taşımıştır. Trump’ın dindarlık gibi bir amacı olmasa bile dünyanın her tarafında etkili olan ‘’din’’ kavramından yararlanmaya çalışmaktadır. Evanjeliklerin bu sloganını Trump’tan önce Ronald Reagan kullanmıştır.

Falwell’in önderliğinde geliştirilen ‘’Mega Churche’ ‘ insanların pazarları ayininden, radyo ve televizyon programlarına ve çeşitli sosyal etkinlikleri bünyesinde barındırmıştır. Kiliselerde verilen mesajlar papazların servetleriyle doğru orantılı bir şekilde artmıştır. Jerry Falwell 2007’de öldüğünde serveti 10 milyon dolardı; Papaz Bill Graham öldüğünde 25 milyon dolar servete sahipti. Ülkenin önde gelen milyonluk adamları Evanjelik papazlardır. Strong bu verileri bize vererek aslında şunu demeye çalışıyor: bunlar din üzerinden ötekileştirme yaparak kampları sıkılaştırıyorlar, beri taraftan kamplar sıkılaştıkça bu söylemin devamına ihtiyaç duyuyorlar. Bizdeki sufi hareketleri vakıflar aracılığıyla dinin araçsallaştırdıklarını düşünmek yanlıştır. Ancak din bir yönüyle de insanların sahip olamayacağı maddi imkanları sağlayabileceği bir alanı da oluşturur. Tarih boyunca bu böyle olmuştur. Bu İslam’da da Hristiyanlıkta da böyledir.

ABD’de din üzerinden ötekileştirme göçmenler kanalıyla Müslümanlara karşı yapılmaktadır. Bunun en çarpıcı örneğini Strong bize Falwell’in Liberty Üniversitesi’nde ki konuşmasını aktararak gün yüzüne çıkarıyor. Konuşma şöyledir: “Eğer daha fazla iyi insanların ruhsatlı silah sahibi olma hakkı olsaydı onlar (Müslümanlar) içeri (ABD’ye) girmeden onları öldürürdü.” Trump papağan gibi sürekli çoğunluğu Meksikalı ve tamamı Katolik olan azınlık ve göçmenlere sürekli saldırıyor. Bunun sebebi ise; Evanjelikler kendi güçlerini sınırlandırıcı milyonlarca Katolik göçmenin gelmesiyle siyasi güçlerini riske atmak istemezler.

Strong İslam’a dönük kin başlığı altında İran’ın hedeflendiğinden bahsetmektedir. Mart 2015’te Bolton’ın İsrail’e İran’ı yok etmek için çağrıda bulunduğu bilinmektedir. Eğer bu yapılacaksa İran muhalefetine güçlü bir destek sağlanması gerekmektedir. Yani bu iki şey birleştirilmelidir: Muhalefet ve muhalefeti finansa edip her türlü destekleyecek olan ABD.

ABD’nin bir önceki hükümeti olan Obama yönetiminin açık aleni bir Müslüman karşıtlığı görülmemiştir. Hatta Obama’nın ailesinin Müslüman olmasından dolayı Müslüman olabileceği de söylenmiştir. Çünkü Obama’nın kiliseye bile sadece bir defa gittiği bilinmektedir. Yeni gelen Trump hükümeti sadece başkanı değil hükümet üyeleri de Müslüman karşıtıdır. Mesela yeni dış içleri başkanı olan Mike Pompeo Müslüman karşıtı görüşlerle ilgili geçmişi olan katı bir Evanjeliktir. Ayrıca Pompeo ACT’nin 2016’da Milli güvenlik Kartalı ödülünü de almıştır. ACT Brigitte Gabriel’in Amerika’yı korumaya yönelik kurduğu bir kuruluştur.

Strong’a göre Bolton ve Pompeo açık bir şekilde İran’a karşı düşmanlıklarını, İsrail’e karşı koşulsuz desteklerini dile getirerek ABD tarafından kutsal savaşın genişletilmesinden ve Ortadoğu’nun fundamantalistlerden korkmalarının birçok sebebi  vardır.

Strong Trump’u mazur görmek için bazı sebepler öne atar:

  • Trump Evanjeliklerin dinlenme seanslarına katılım göstermektedir. Öyle ki bu dinlenme seansları bizdeki halk gününe denktir.
  • Trump’ın seçim kampanyasını yürüten Evanjelik danışma kurulu eş başkanlarından din adamı Rev Johnnie Moore Beyaz Saray’ın ön kapısının Evanjeliklere daima açık olduğuna dikkat çekti.
  • Trump ve danışma kurulu başkan yardımcısı Pence ile Oval Ofiste ‘ elle kutsama seansını ‘ gerçekleştirmiştir.

Trump’un tüm uğraşlarına karşı Evanjelikler tarafından yapılan bir açıklamaya göre; Evanjeliklerin desteği Trump’ın kişisel dindarlığına değildir, onun uyguladığı politikalarına destektir. Bu politikalarından dolayı Trump’ın davranışlarını hoş görmektedirler. Ancak Trump kendi karaterine uygun olmamasına rağmen din adamlarına karşı saygılı ve cömertçe davranıyor. Bunun nedeni Evanjeliklerin desteğini kaybetmeyi istememesidir.

 

 

Etiketler
Daha Fazla Göster

Andcenter Editör

Çankırı İli, Orta İlçesi Kalfat Kasabası’nda 1993 yılında dünyaya geldi. İlköğretimi kendi köyünde tamamladı. 2007 senesinde Tevfik İleri Anadolu İmam-Hatip lisesine kayıt oldu. 2011 senesinde Tevfik İleri Anadolu İmam-Hatip Lisesi'nden mezun oldu. Aynı sene Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesine başladı. 2016 yılında Ankara İlahiyat’tan mezun oldu. Aynı sene Ankara Sosyal Bilimler Enstitüsü Din Sosyolojisi bölümünde yüksek lisansa başladı. Şuan Yüksek Lisans eğitimine Ankara Yıldırım Beyazit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Din Sosyolojisi Bölümü’nde devam etmektedir. Gaziantep ili, Şahinbey ilçesinde 2017-2018 Eğitim-Öğretim yilinda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliği görevini yaptı. Şuan Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Sosyolojisi Anabilim dalında Arş. Gör. olarak çalışmaktadır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı