Görüş

Yazar, Ferda ATAMAN, 1979 doğumlu , gazeteci.” Yeni Alman Medya Yapımcıları” nın ortak kurucusu ve  ülke çapında çeşitlilik ve eşit katılımı hedefleyen 100’den fazla girişimden oluşan bir ağa sahip “Yeni Alman Organizasyonu” nun sözcüsü. Berlin de yaşıyor.

 

Tasavvur  ediniz ki, telefon çalıyor, ahizeyi kaldırıyorsunuz, bir kamuoyu araştırma enstitüsü  sizin bazı hususlarda fikrinizi öğrenmek istiyor.

“Yahudilik Almanya ya ait midir?” Evet? Hayır? Niçin bana bugüne kadar hiç sorulmadı.

İyi ki, böyle bir anket hiç yapılmadı. Aynı şekilde, Budizm, Sırp Ortodoks kilisesi veya  Selamet ordusu içinde hiç yapılmadı.

Bu İslam için yapıldı, hatta çok sıklıkla yapıldı. Senelerdir sorulan, İslam Almanya ya  ait mi sorusuna, soruya muhatap olanların büyük çoğunluğunca “Hayır” cevabı verilmektedir.   Bu aslında büyüleyici, çünkü hoş olmayan bir gerçeğe karşı patolojik bir savunma görevi görüyor.

Eğer İslam Almanya ya ait değilse, nasıl oluyor da, yeni Federal Hükümetin ilk konusunu teşkil ediyor. İslam, nasıl oldu da şansölye düellosunda bu kadar yer kapladı? Neden,  Angela Merkel’i siyah çarşaflı olarak gösteren karikatürler, seçim kampanyasının en etkili fotoğrafları olmuştur.

İslam Almanları zaten zorunlu olarak meşgul ediyor. İslam Almanların kimliklerinin bir parçası oldu. İslam’ı sınırlama, Alman olma yönünden de sakıncalıdır. Almanlar ve Müslümanlar arasındaki sürekli bir muhalefetin neden üretildiğini açıklamak için tek yol budur, ancak bu sosyal gerçeklilikle çelişir: Burada yaşayan Müslümanların büyük bir kısmı Almandır (Alman vatandaşıdır).Bir grup var ki onlar özellikle İslam’a borçludur, sağcı popülistlerin kendine bir numaralı düşman olarak gördükleri İslam  olmasaydı, halleri ne olurdu. İslam, onların gözünde “kötü”, demokrasi ve batı değerlerine karşı kutup olarak görülüyor. Eğer mülteciler Hristiyan ülkelerden gelmiş olsalardı, muhtemelen AfD (Sağ Populist Almanya için Alternatif Partisi) küçük bir klik’in partisi olmaya devam edecekti. Bu anlamda İslâm, AfD’ye,  korsanın tahta ayağı gibi fayda sağlamıştır. Federal Meclis için Seçim programında, Hristiyanlık için değil, doğu dini için özel bir bölüm ayırmıştır. Endişeli sağcı radikallerce,bu programa yazıldığı üzere: Zaten şimdiden sayıları 5 milyonu aşan ve sürekli çoğalan Müslümanları, AfD (  Almanya için Alternatif Partisi) büyük bir tehlike olarak görüyor. Gerçi eldeki tek araştırmaya  göre bu sayının 4,4 ile 4,7 milyon olduğu ve sadece belli bir kısmının “uygulayıcı Müslüman” olduğudur. Muhtemelen mesele buda değil. Hepsi (Almanya’yı)  terketmeliler. Ondan sonra AfD (Almanya için Alternatif Partisi) ne yapacak (Kiminle uğraşacak)?

Ayrıca medyada, İslam’a özel bir ilgi gösteriyor. Çünkü, normal gazetecilik kriterlerine göre, ifade şöyle olmalıydı: “ İslam Almanya’ya  ait değildir. Bunun bir haber ve bir başlık değeri olmazdı. Bu söylem birçok farklı politikacılar tarafından defalarca dile getirildiği için artık bayatlamıştır ve   yeni bir şey değildir.

Ancak, yeni İçişleri Bakanı, Bild gazetesine vermiş olduğu röportajda, tamı tamına  bu cümleyi söylediğinde; Tüm medyada ve televizyonlardaki akşam haberlerinde bu haber olarak verildi.

Bunun ne kadar akılda kalıcı olduğunu anlamak için, bir kez daha hatırlanması gerekir. Daha önce birçoklarının bunu söylemiş olmasına rağmen hiçbir şey olmuyor,  CSU (Hristiyan Sosyal Birlik)’den bir politikacı bunu yaptığında bir şeyler oluyor. Fakat, İslam, bize ait mi değil mi konusu, sadece kutuplaştırıyor, zihinleri heyecanlandırıyor ve  halkı uyanık tutuyor. Bu milletin kriz bir sorusudur. İslam, çorbadaki tuz gibi Alman kimlik tartışmalarının bir parçasıdır.

 

Horst Seehofer  (Alman Bakan), Bild gazetesindeki röportajında, varlıklarımızla tamamen çelişmemek için, nazikçe şu eklemeyi yapıyor: “İslam Almanya’nın bir parçası değil, ama  Müslümanlar bir parçasıdır.” Kulağa hoş geliyor, fakat bunu ben, eğer, Müslümanlar kendi dinlerinin üzerine bir çizik atar ve pasaport kontrolünde Kur’an’larını teslim ederlerse, Müslümanlara giriş izni verilebilir diye anlıyorum.

 

Onun ifadesi değiştirilirse, belki ifadesinin düşmanca olduğunu anlar: Sevgili Bay Seehofer(Bakan), die CSU (Hristiyan Sosyal Birlik Partisi) ‘de Almanya’ya değil özellikle Bayern bölgesine aittir. Aynı şekilde CDU’lu ( Hristiyan Demokrat Birliği) seçmenlerde  ha keza.

 

Çeviriyi Düzenleyen: M. Sadık SARIKAYA

YORUM BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin